12 Şubat 2017 Pazar

Gençler olarak çok kararsız yapıdayız. Neyi okuyacsğımızı nerde nasıl çalışacağımızı bilmiyoruz. Neyi istediğimizi bile bilmiyoruz. Birilerinin bizi bize tanıtımasını bekliyoruz adeta. Ve bu tanımsızlıklar ve belirsikler içinde rekabet şartlarının getirmiş olduğu yorgunluk bizi iyice stres ediyor. Kişilipimizi adeta sınavlar ve başkasının bize gösterdiği teveccüh ve aşk üstüne kurmuş durumundayız.  Ama yol yordam bilmiyor gençlik. Bilen az. Bilip de yol gösteren daha da az. Dolayısı ile hayatı küçük ekranlara saplantılı olarak yaşıyoruz.  Telefon hayatın ağrısını azaltan bi oyuncak konumunda. Adeta sanal prozac.  Bunları aşmanın yolu kendimce şu olsa gerek.
1 kendinden allttakilere bakıp sükredeceksin

2 manevi konularda kendinnden üstüne bakıp gayret edeceksin.

3 kişiliğinş sınavlar ve kişiler üzerine bina etmeyeceksin.

4 sürekli gayret halinde bulunacaksın

5 kendini değerlendireceksin
16 nisan da referandum var. Herkesin gündemi. Her yerde bu konuşuluyor. Ben normal siyasi tartışmaları malayani bulsam da bu tartışmalar hoş karşılanabilir. Ama körü körüne particilik yapmamak şartı ile. 

Whats up ta liseden arkadaşlarla oluşturduğumuz grubumda bayağı bi tartıştık. En sonki tartışmamız hoş neticelendi. Arkadaş bize muhalif şeyler gönderdi. Ben de onun haklı olduğunu bizim sukunetimizi korumamız gerektiğinş söyleyince ortam baya yatıştı ve neşelendi. Konu siyasetten tıbba evrildi hatta. İlginç bi muhabbet oldu. Çok dersler çıkardım. Demek ki tartışmanın bitmesi için insanın biraz haklı eleştirileri de kabul etmesi gerektiğini öğrendim. Vesselam
Bağımlılıklarım prangalarım. Adeta gölgem gibi. Gölge karanlıkta yanlız bırakır insanı benliğiyle ama bağımlılık öyle mi? Seni en savunmasız anında yakalar. Çeker içine bir girdap gibi. Girdaba girmemek için uzağından geçmen gerek. Ama adeta her yer girdap olmuş. Tek çare Allah a sığınmak ve vakti iyi değerlendirmek olsa gerek. Rabbim azim versin. Kronik bir mutsuzluk ve tatminsizlik var. Herhalde sürekli hedef koyuyoruz. Ve rekabet halindeyiz. Bu da bizi sürekli bi hoşnutsuzluğa itmekte. Acaba yeni neslin problemi bu mu diye düşündüm. Sürekli yüksek hedefler. Ama nasıl gidileceğini söyleyen çok az insan var. İmkanlar giderek kıtlaşıyor. Rabbim günahları affetsin bize azim versin inşallah